Okulların
fiziki olarak bina edilmesi eğitim öğretim sürecinin başlangıcıdır. Eğitim
öğretim faaliyetlerinin yürütüleceği ortamların oluşturulması, bu sürecin
önemli bir aşaması olmakla birlikte istenen hedeflere ulaşmak, büyük oranda sonraki
adımların atılmasına bağlıdır. Eğitim
öğretim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması toplumun geleceği durumundaki
yetişmekte olan kuşakların istenen niteliklere sahip olmasına da katkı
sağlayacaktır. Eğitim öğretimin yaygınlaştırılmasına yönelik çabalar ülkemizde
çok eskilere dayanmaktadır. Cumhuriyet öncesi dönemde başlayan yaygınlaştırma
çabaları Cumhuriyet sonrası dönemde de aynı hızla devam etti. Farklı modeller
uygulanarak yaygınlaştırılmaya çalışılan eğitim öğretim faaliyetleri konusunda
içinde bulunduğumuz dönemde de benzer şekilde çabalar gösterilmeye devam
ediliyor. Her dönemin özelliklerine göre farklı yönlendirici unsurlar bu
çabaları şekillendiriyor. Bugün yaşanan yoğun teknolojik gelişmelerin bir
göstergesi olarak okullara teknolojik araçlar yoğun bir şekilde sokulmaya
çalışılıyor. FATİH Projesi (Fırsatları
Araştırma, Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) bu çabaların bu günkü adıdır
denebilir.
Eğitim öğretim sürecine teknoloji girişi
yeni bir olgu değildir. Geçmişte de çok farklı teknolojik araç gereçler
okullara sokulmuştu. Doksanlı yılların başından itibaren bilgisayar kullanımı
konusunda yoğun hizmet içi eğitim programları uygulanıyordu. Bu programlara
öğretmenler başta olmak üzere diğer eğitim çalışanları katılmaktaydı. Ancak o
dönemin teknolojik imkânları görsellikten oldukça uzaktı. Geçmişin teknolojik imkânları
daha çok yazılı materyallerin çoğaltılması, kolaylıkla sunumu, hazırlama
kolaylığı, bilginin depolanması, istendiğinde ulaşılması gibi dar çerçevede idi.
İçinde bulunduğumuz çağın teknoloji imkânları ile kıyaslanınca geçmiş çok basit
uygulamalar içeriyordu.
Teknolojideki yoğun gelişmelerin bir
sonucu olarak Windows uygulamaları ve kişisel bilgisayarın yaygınlaşması ile
birlikte okullar Bilişim Teknoloji Sınıfları(BTS) ile tanıştı. Hemen her okul
bu tür sınıflara sahip olmayı ayrıcalıklı bir eğitim vermenin göstergesi olarak
sunmaya başladı. Bu arada tarayıcılar, yazıcılar, projeksiyonlar, tepegözler, ses
sistemleri, televizyonlar okullarda, eğitim öğretim faaliyetlerinin yapıldığı
ortamlarda daha sık görülmeye başladı. Ancak teknolojideki hızlı gelişme
okullardaki alt yapıyı kısa sürede uyumsuz, eski ve kullanılmaz duruma getirdi.
Bilgisayar teknolojilerindeki gelişme on yıldan daha az bir süreye sığar hale
gelince artık okullardaki sistemlerin sürekli yeni gelişmelere uyabilme
yeteneği de düştü. Zira teknolojik gelişmeler hızlı değişmeyle birlikte uyum
sorunları yaşarken yeni sistemlerin kurulması da oldukça büyük maliyetleri
gerektirir hale gelmiş durumdadır. Teknolojik gelişme anlayışının temelinde var
olan ticari kaygılar bu sorunun daha da büyümesine yol açmıştır. İnternetin
gelişmesi ile birlikte bilgi paylaşımı hızla kolaylaşmış olmasına rağmen
virüs-antivirüs uygulamaları, bilgi ve sistem güvenliği, eğitim öğretim dışı
alanların(oyun, film, şarkı, sosyal paylaşım ağları vb.)yaygınlaşması gibi yeni
sorunlu alanların güçlenmesine de neden olmuştur.
Bugün okulların çoğunda modası geçmiş
bilgisayarlar, televizyonlar, projeksiyonlar, tepegözler, yazıcı ve tarayıcı
gibi teknolojik araçlarla, nereye konulacağı bilinmez adeta çöplüğe atılacak
teknolojik malzemelerin depolandığı yerlerle karşılaşmak sıradan bir durum
haline gelmiştir. Gelen her yeni teknolojik araç öncekilerin tamamen
kullanılmaz hale gelmesine neden olmaktadır.
FATİH Projesi ile ilgili uygulamaların
gidişatına bakınca hemen tüm sınıfların etkileşimli tahtalar ve öğrenci
tabletleri ile donatılacağı, elektrik-elektronik alt yapı, internet alt yapısı
gibi temel yatırım çalışmalarının yapılacağı, ülke bütçesinin yüzde birine denk
gelecek bir yatırım hedeflendiği yetkililerin açıklamalarından anlaşılıyor. Bu
durum eğitim öğretim faaliyetlerinin geleceği açısından çok yararlı bir çaba
gibi görülebilir. Gerçekten de teknolojik araçların sunduğu imkânlara bakılınca
bu yararın olmaması için hiçbir sebep yok gibi görünebilir. Ancak geçmiş
uygulamalar yanında okul ve sınıflardaki eğitim öğretim faaliyetlerinin
gidişatına, sınıflarda yapılan etkinliklere yakından bakınca çok da fazla bir
iyimserliğe girilmemesi gerektiği düşüncesi güçleniyor.
Eğitim öğretim faaliyetlerinde fiziki alt
yapıyı hazırladıktan sonra eğitim ortamlarının en son teknolojik araçlarla
desteklenmesi eğitimin niteliğini geliştirmede yeterli şart değildir. Eğitim
öğretim faaliyeti insan etkileşiminin yoğun olduğu bir faaliyettir. Eğitim
öğretim sürecinde zihinsel, duygusal, sosyal etkileşimler oldukça güçlüdür. Teknolojik
araçlar bu süreçte destekleyici bir unsurdur ve çok iyi organize edilmeleri,
öğretmen-öğrenci etkileşimine çok iyi monte edilmeleri gerekir. Sınıf içi
etkileşim sürecinde iyi bir hazırlık, planlama, organize yapılamadığı, iyi ve
güçlü bir alt yapıya dayanmadığı takdirde çalışmalara yarar yerine zarar verir
hale gelebilir.
FATİH Projesi çerçevesinde yapılan yatırımlardan
istenen yararın ortaya çıkabilmesi öncelikle öğretmen unsurunun çok iyi
hazırlanmasına bağlıdır. Öğretmenin sınıf içi faaliyetlerde etkin bir
planlamacı, organizatör, alanına ve teknolojiye hakim bir konumda olması
gerekir. Bu gereklilik yönüyle eğitim öğretim sürecindeki mevcut öğretmen
profiline bakıldığında pedagojik formasyon yönüyle önemli eksikliklerin olduğu,
öğretmenlerin adeta öğretmenliği okulda, sınıfta yıllar boyu deneme yanılma
yoluyla öğrendikleri söylenebilir. FATİH Projesi kapsamında önemli yatırımlara
imza atmaya çalışan bakanlık Öğretmen Yetiştirme Stratejileri geliştirilmesine
yönelik çalışmaların temellerini atmaya çalışmaktadır. Bu durum öğretmen
yetiştirme sürecinde önemli sorunların olduğunu göstermektedir. Öğretmen
nitelikleri konusunda net bir çerçevenin oluşturulamamış olması yanında istenen
düzeyde çalışmayan, verimli olmayan öğretmenlerin yetiştirileceğine dair
tartışmalar, açıklamalar hemen her gün gündeme gelmektedir. Bu durum mevcut
öğretmenlerin yeterlikleri konusunda da önemli şüphelerin, tartışmaların
varlığını göstermektedir. Sınav sisteminin bir getirisi olarak ortaya çıkan
dershane sorununa yönelik tartışmalara bakıldığında bu tartışmaları okulların
kendilerinden beklenen görevi yerine getiremediğinin göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Okullar arası nitelik farklılıklarına ilişkin tartışmalar da yine eğitim
sistemi içinde kabul edilmiş bir standardın olmadığının göstergesidir. Bu
durumda öğretmen yetiştirme süreci sorunlu olan, nitelikli öğretmen konusunda
hala bir gelenek oluşturamamış, mevcut öğretmen kadrosunun verimliliği
konusunda şüpheler taşıyan, istendik düzeyde işleyemeyen okulların bulunduğu
bir sistemde FATİH Projesine yönelik yapılan yatırımlar konusunda daha dikkatli
davranılmasını gerektirmektedir.
Bu kadar büyük yatırımlar yapmadan önce
sistemin sağlıklı bir temele oturtulması, fiziksel alt yapının iyileştirilmesi,
özellikle personel niteliklerinin standartlaştırılması, etkin bir yönetim ve
denetim sisteminin kurulması, sınıf içi eğitim öğretim faaliyetlerinin etkin
bir şekilde yönetilir hale getirilmesi, sistem içinde görev yapan personelin
çalışmalarının sistemli bir şekilde yönlendirilebilmesi, öğrenci niteliklerine
yönelik sağlıklı bir veri kaynağına sahip olunması, okulların gerçek anlamda
yönetilebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde okullardaki atıl,
eski ve kullanılmayan teknolojik araçların arasına yenilerini ilave etmekten
fazla bir şey yapılmayacaktır.
Soru, Görüş ve
Eleştirileriniz için…..
Ali Hikmet DEMİR