16 Ocak 2018 Salı

Eğitimde Bir Sorunlar Yumağı: Özel Eğitim…

Eğitim kavramının kapsamında bir çok farklı alanlar, faaliyetler bulunmaktadır. Eğitim genel olarak bireylere şekil verme, beceri kazandırma, bilgi sahibi olmasına yardım etme gibi faaliyetleri betimleyen bir kavramdır. Eğitimi sistemli bir şekilde eğitim kurumlarında resmi bir yapı tarafından yürütülen faaliyetler olarak tanımlarken bireyin kendi kendini geliştirmesine yönelik faaliyetler olarak da anlamak gerekir. Eğitimin asıl anlamı kendi kendine yapılan bir faaliyet olması halinde ortaya çıkabilir. Eğitim kavramı ile ilgili sayısız kavramlardan söz edilebilir. Öğretim kavramı da bir yönüyle eğitimin içinde yer alan kavramlardan birisidir. Hatta resmi yapının ürettiği eğitim faaliyetleri büyük oranda öğretim düzeyinde kalmaktadır. Okul ve benzeri kurumlarda büyük oranda öğretim faaliyeti yapılmaktadır denilse yanlış olmaz.
Eğitimin içinde sayısız kavramlardan birisi de özel eğitim kavramıdır. Özel eğitim çoğu zaman özel öğretimle karıştırılırsa da özel eğitimle özel öğretim tamamen farklı kavramlardır. Bu kavram kargaşasının içinden çıkabilmek, eğitim konusunda sadece genel bir anlayış kazandırmayı sağlayan, genel bakış açısı veren, genel düzeyde alınacak eğitim formasyonu ile mümkün değildir. Bu gün öğretmen yetiştiren eğitim kurumlarının çoğunda özel eğitim konusunda özel bir ders veya program uygulanmamaktadır. Bunun sonucunda öğretmenlik eğitimi alarak sisteme öğretmen olarak girenlerin çoğu bu alandan haberdar değildir. Bu konuda öğretmen yetiştirme sisteminin ciddi bir şekilde gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Eğitim sistemimiz içinde özel eğitim konusunda büyük eksiklik ve sorunların varlığından söz etmek mümkündür. Özel eğitim kavramı adeta başına gelmeyenin bilmediği bakir bir alan olarak eğitim sistemimizde varlığını sürdürmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının hemen her alanda olduğu gibi özel eğitim alanındaki mevcut verilere ilişkin elinde kapsamlı bir veri kaynağı mevcut değildir. Özel eğitim konusunda hangi alanda ne durumdayız sorusunun cevabını kolayca vermeye yarayacak bir verinin olmaması bu konuda sağlıklı bir değerlendirme yapılmasını engellemektedir. Eğitime dair veri denilince sistemde daha çok kurum sayıları, derslik sayıları, personel sayısı, kapsamda yer alan çağ nüfusu gibi bir takım genel verilerden söz edildiği görülür. Bu durum özel eğitim için de aynı şekildedir. Bu tür veri daha çok istatistik düzeyinde kalmaktadır. Sayısal bir anlamı olmaktan öte fazla bir anlamı olmayan bu tür verilerden hareketle eğitim sistemi, özel eğitim uygulamaları konusunda sağlıklı bir şey söyleyebilmek zor görünmektedir.
Özel eğitim kavramı her yaştaki bireye yönelik olarak yapılabilecek bir faaliyettir. Özel eğitime tabi tutulacak bireylere ne deneceğine dair net bir fikir birliği dahi oluşabilmiş değildir. Özürlü, engelli, sakat, özel eğitime muhtaç gibi bir çok kavram kullanılmaktadır. Özel eğitime tabi tutulacak bireylerin hangi kategoride nüfusun ne kadarını oluşturduğuna dair bir anda söylenebilecek bir bilgi bulunmamaktadır. Bunu sıradan bir insanın bilmemesi belki normal karşılanabilir. Görevi eğitim olan bir bakanlığın bu konuda bilgi sahibi olmaması kabul edilebilecek bir durum olmasa gerektir. Özel eğitimi zihinsel ve bedensel olarak iki ana gruba ayırmak çok kaba bir sınıflandırma olmakla birlikte eğitim ortamlarının ve kurumlarının yapılandırılması aşamasında veya kavramın tanınması aşamasında başlangıçta kullanılabilir. Zihinsel alan kendi içinde bir çok alt dallara ayrılırken bedensel alan da yine aynı şekilde bir çok alt dallara ayrılmaktadır. Bazı bireylerde bu iki alanın aynı anda hatta çoklu şekilde bulunması ile karşılaşmak mümkündür.
Bireyin özel eğitime ihtiyacının bulunup bulunmadığını belirlemeye yönelik sistemin dahi eğitim sistemimizde yeterince geliştiğini söylemek zor görünmektedir. Öyle bir sistem düşünün ki bu sistemin ana yapıları dahi henüz gerektiği gibi kurulabilmiş değil. Böylesi bir yapılanmada sistemden söz edebilmek için çok iddialı olmak gerekiyor.
Özel eğitim kapsamında ülkemizdeki uygulamaların geçmişi çok eskiye dayanmamaktadır. 1990’lı yılların sonunda çıkarılan yasal mevzuat sonrası çalışmalar hız kazanmışsa da ülke çapında kapsamlı, etkin bir özel eğitim faaliyetinden söz edebilmek zor görünmektedir. Ülkemizde özel eğitim kapsamında daha çok özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri şeklinde yapılanan ve özel girişimciler tarafından yürütülen faaliyetlerin yaygın olduğu söylenebilir. Yapılan yasal düzenlemeler sonrası özel eğitime ihtiyaç duyan bireylere yönelik özel eğitim destek programlarının maddi yönden devletin destek vermeye başlaması ile birlikte özel girişimciler bu alana bir gelir kapısı olarak keşfetti. Bu keşifle birlikte sayısız merkezler açılmaya başladı. Gelir kapısı olarak nitelemek elbette haksız bir niteleme olarak görülebilir ancak özellikle sistemin ilk çıktığı dönemlerde bu konularda büyük yolsuzluklar yapan kurumların sayısı hiç de az değil. Bu konuda da elimizde sağlıklı bir verinin olmaması değerlendirme yapmada sınırlı bir çerçevede kalınmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu konuda özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin gelişim ve işleyiş sürecine ilişkin araştırmalar yapılması gerekmektedir. Özellikle sistemin içinde yer alan kuruluşlar düzeyinde yapılacak tarafsız araştırmalar yaşanan sorunları betimlemede yardımcı olacaktır. Bu nedenle sistemin içinde yer alan tüm kurumları ve şahısları gelir kapısı peşinde koşan insanlar olarak nitelendirmeksizin sistemin işleyişinde özellikle başlangıç aşamasında önemli boşlukların, eksikliklerin, sorunların olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Zamanla sistemdeki boşluklar, eksiklik ve sorunlar azaldı denebilir. Ancak hala bu alanda önemli sorunların yaşanmaya devam ettiğini söylemek yanlış olmaz.
Özel eğitimi sadece özel girişimcilerin eline bırakılmış gibi bir görüntü verilmesi büyük bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bu konuda yerleşim yerleri bazında hangi yerde kaç tane resmi özel eğitim kurumu kaç tane özel girişimciye ait özel eğitim kurumu var sorusunun cevabına bakmak gerekiyor.
Bu yazı kapsamında daha çok genel düzeyde özel eğitim sisteminin yapılanması, işleyişi ve genel sorunları üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu genel sorun alanlarının her birinin üzerinde önemle durulması ve ayrıntılı değerlendirmeler yapılması gerekmektedir.
Özel eğitim sistemi bakanlık düzeyinde ana hizmet birimi konumunda bir birim tarafından yönetiliyor. Bu yönüyle bir özel eğitim sistemi yönetiminden söz edilebilir. Bakanlık düzeyinde Özel Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü ismini alan bu merkez ana hizmet biriminin mevzuat çerçevesinde görevleri, görevlileri, sorumlulukları, amaç ve hedefleri, yapılanması, çalışma alanı, alana ilişkin düzenlemeleri var. Bu yönüyle bakanlık merkez teşkilatı düzeyinde bir özel eğitim sisteminden söz edebilmek mümkün. Bakanlıktan taşraya doğru gidildikçe özel eğitimin yavaş yavaş belirsizleştiği, özel eğitim işlevinin gittikçe görünmez hale geldiğini söylemek mümkün.
Eğitim sisteminin taşra birimlerini oluşturan il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri bünyesinde de yine özel eğitim hizmetlerini yürüten görevliler ve birimler var. Bu yönüyle de özel eğitim il ve ilçe düzeyinde vardır denebilir. Fakat il ve ilçe düzeyindeki özel eğitim faaliyetleri daha çok özel eğitim mevzuatının gerektirdiği yazışma, kurul ve komisyon çalışmaları, kararlar alınması, mevcut kurumların işleyiş düzenine ilişkin rutin işlerin yapılmasından daha ileri düzeylerde olmadığını söylemek yanlış olmaz. Özel eğitim faaliyetlerine ilişkin işleyişi yürütmekle sorumlu olan üst düzey yetkililer kendilerine bağlı özel eğitim şubesini yönetme işi yanında başka işlere de bakmakla sorumlulular. Bir yönüyle bir koltukta birkaç karpuz taşıma görevini üstlenen bu yetkililer hangi birimde ne iş yapılıyor sorusunu rutin işler düzeyinden daha ileri düzeyde takip edebilmeleri, yürütebilmeleri mümkün de değildir. Bir bireyin denetim alanının bir sınırı vardır. Bu sınırın üzerine çıktığı andan itibaren denetim alanında kontrolün varlığından söz edebilmek mümkün değildir. Kontrolün olmadığı bir alanın yönetildiğini iddia etmek ise imkansızdır. İl ve ilçe milli eğitim müdürlüğü düzeyindeki özel eğitim faaliyetleri daha çok birimin şefi ve memurlarının hazırladığı yazı ve raporların ilgili birim amiri tarafından imzalanıp onay verilmesinden öteye geçememektedir.
Birimlerin başında bulunan ve o birimin işlerini genel amaçlar ve ilkeler bazında yönetecek olan kişilerin bu alandaki yeterlilik düzeyleri de ayrı bir sorun alanıdır. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri eğitim sistemi içinde en can alıcı basamaklardır. Bu yönüyle bu basamaklarda yer alan insan kaynağının alana hakimiyeti büyük önem taşımaktadır. Oysa taşra teşkilatı yönetim makamlarına yönetici atamayı sağlayan sisteme bakıldığında önemli boşlukların bulunduğu görülmektedir. Taşra teşkilatı yönetim makamlarına atanma şartlarına ilişkin kriter denebilecek bir veri yoktur.
Özel eğitim oldukça teknik bir konudur. Bu teknik konuda bilgi sahibi olabilmek için önemli bir yetişme evresi geçirilmesi gerekmektedir. Özel eğitim alanının kavramları, özel eğitimin ilke ve amaçları genel anlamda eğitimin ilke, amaç ve hedeflerinden büyük farklılıklar göstermektedir. Özel eğitim uygulamalarına ilişkin yöntem ve teknikler alanın özelliğine göre önemli farklılıklar göstermektedir. Özel eğitimin bu teknik ve karmaşık yapısının anlaşılabilmesi kısa bir sürede mümkün değildir. Böylesi karmaşık bir yapıyı işletecek kişinin en azından bu alanda özel ve formal bir eğitim almasına ihtiyaç vardır. Buna karşın özel eğitim faaliyetlerini il ve ilçe düzeyinde yönetmesi gereken kişilerin seçiminde özel eğitim alanına özgü özel bir eğitim ve yetişme kriteri bulunmamaktadır. Özel eğitim konusunda bilgi, beceri ve eğitimi olmayan kişilerin bu alana ne derece yönetebileceğini ilgililerin anlayışına bırakıyorum.
Özel eğitim alanında yönetim makamında bulunan kişilerin bilgi düzeyine ilişkin bir kriter bulunmadığı gibi il ve ilçe düzeyindeki uygulamalara bakıldığında birimlerin işlerine ilişkin yönetim sorumluluğunun belli aralıklarla dönerli olarak ve sırayla değiştirilerek yürütüldüğü görülmektedir. Bunun anlamı birim yöneticileri bir veya daha fazla aralıklarla sırayla her birimin yönetim sorumluluğunu geçici süreyle almakta ve süresini dolduran diğer arkadaşına devretmektedir. Nöbet usulü özel eğitim faaliyetlerinin yönetimi sistem içinde işlerin rutin düzeyden daha ilerilere gidememesine yol açmaktadır. Öyle ki zaman zaman birimin şefi durumundaki kişiler birimin yöneticisinden daha fazla bilgiye sahip olabilmektedir. Bu yönetim uygulaması ile özel eğitimin bir yerlere gelmesini beklememek gerekiyor.
Özel eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi sürecinde önemli bir yere sahip olan kurumsal yapıların başında Rehberlik Araştırma Merkezleri gelmektedir. Rehberlik Araştırma Merkezleri özel eğitim faaliyetinde sistem içinde adeta tek yetkin birim konumundadır denebilir. Öyle ki özel eğitim faaliyetlerini yönetme sorumluluğunu üzerine alan birim yöneticilerinin en yakın çalıştıkları kurumların başında Rehberlik Araştırma Merkezi gelir. Rehberlik Araştırma Merkezleri bir yönüyle o yerleşim yerindeki özel eğitim faaliyetlerini perde arkasından yöneten birim ve kurumlardır dense yanlış olmaz. Sistem açısından yanlış bir işleyiş olan bu durum özel eğitim faaliyetlerinin sorunlu alanlarından bir başka boyutu oluşturmaktadır. Bu çarpık işleyişe rağmen Rehberlik Araştırma Merkezleri düzeyinde de önemli sorunlar yaşanmaktadır. Rehberlik Araştırma Merkezlerinin mevzuat, fiziki alan, personel, işleyiş, iş yükü, araç gereç başta olmak üzere önemli sorunlarla boğuştuğunu görmek gerekiyor. Rehberlik Araştırma Merkezleri sorumluluk alanlarına ulaşabilmek bir tarafa kendisine gelenlerle ancak ilgilenebilmektedir. Rehberlik Araştırma Merkezi açılış şartlarına ilişkin yapılan mevzuat düzenlemeleri gerçeklikten uzak bir anlayışla masa başında düzenlendiği için kağıt üzerinde özel eğitim sisteminin önemli bir kurumu, parçası olmakla birlikte sisteme gereken katkıyı yapabilmekten çok uzaktır. Özel eğitim sisteminin kurumsal boyutunda can alıcı bir konumda yer alan Rehberlik Araştırma Merkezlerinin kendisinden beklenen görevleri ve işlevleri yerine getirebilmesi için önemli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
Özel eğitim faaliyetinin bireye dokunduğu yerler olan yani gerçek anlamda eğitim faaliyetinin yürütüldüğü yerler olan okul ve kurumlara bakıldığında bu alanın da sorunlar yumağı halinde olduğu görülmektedir. Okul ve kurumlarda özel eğitim faaliyetlerinin yapıldığı veya yapılmaya çalışıldığı yerler fiziki anlamda sorunludur. Görev alan personel bu alanda gerekli eğitim alt yapısını yeterince almış kişiler değildir. Çoğu kurs faaliyetleri ile aldığı belgelere dayanarak bu alanda görev almış durumdadır. Okul ve kurumlar bazında görev yapan özel eğitim personeli denilince çoğu kişinin aklına rehber öğretmenler gelmektedir. Oysa rehber öğretmenlik özel eğitimle doğrudan ilgili bir alan değildir. Buna rağmen özel eğitim faaliyetleri rehber öğretmenlerin ve kurstan yetişen öğretmenlerin eline kalmış durumdadır. Okulların yöneticileri veya diğer alan öğretmelerinin özel eğitim konusunda yeterli bilgi, beceri ve anlayışa sahip olduğu söylemek nerede ise imkansızdır. Veli boyutu, öğrenci boyutu, program boyutu, eğitim faaliyetlerinin uygulanmasına yönelik boyutlar çok daha ayrıntılı ve kapsamlı ele alınması gerekmektedir.
Bu yazı çerçevesinde ele almaya çalışılan özel eğitim ne yazık ki eğitim sistemimizde sorunlar yumağı halinde varlığını sürdürmektedir. Bu alanda en başta bakanlığın üzerine önemli görevler düşmektedir. Özel eğitim kavramına alanın özellikleri, amaç ve hedefleri, ilkeleri başta olmak üzere özel bir ilgi ile yaklaşmak, kurumsal işleyişi yürüten yapıyı sağlıklı bir temele oturtmak, işleyişi yürütenlere yol gösterici bir çerçeve hazırlamak, işleyiş sürecini yakından izlemek, yaşanan sorunlara çözüm odaklı ve alanı tanıyarak, alanın özelliklerine uygun düzenlemeler yapmak en başta ve ilk akla gelenler olarak sayılabilir.
                                                                                   Ali Hikmet Demir

                                                                              ahdemir35@gmail.com üzeyde alınacak eğitim formasyonu rı                                             

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

2023 Eğitim Vizyonunda Denetim/Teftiş ve Rehberlik Sistemi

2023 Eğitim vizyonu çerçevesinde eğitim sistemi yeniden yapılandırma çalışmaları devam ediyor. Yeni yönetim sisteminin ortaya konulması s...