2023 Eğitim vizyonu çerçevesinde eğitim sistemi
yeniden yapılandırma çalışmaları devam ediyor. Yeni yönetim sisteminin ortaya
konulması sonrası eğitim sisteminin başına gelen Ziya SELÇUK toplumda her kesim
tarafından büyük bir beklenti ile karşılandı. Eğitim sisteminin başına
eğitimden anlayan birilerinin gelmesi eğitim adına var olan sorunların çözümüne
dair ortaya çıkan ümit ışığının güçlenmesine neden oldu. Eğitim sisteminin
başına uzun süredir eğitimle doğrudan ilgili birileri gelmemişti. Geçmişte var
olan toplumsal sorunların çözülememe gerekçesi olarak vurgulan siyasal
istikrarsızlık içinde bulunduğumuz dönemde doğrulanamadı. 2002 yılından beri
var eğitimin arkasında güçlü bir siyasi irade var. Buna rağmen eğitime dair
sorunların büyük oranda çözülememiş olması gerekçenin sadece siyasi
istikrarsızlık olmadığını da gösterdi. Eğitime dair sorunların çözümü konusunda
çok farklı etkenlerin işe koşulması gerektiği görülüyor. Siyasi istikrar bu
etkenlerden sadece birisi ancak yeterli olmayan bir faktör olduğunu yaşayarak
görmüş olduk. Aynı siyasi partinin içinden seçilerek gelen bakanlara rağmen
eğitime dair sorunlar azalmak yerine arttı.
Yeni dönemde istikrar yanında işi bilen kişilerin de
sistemin başına gelmesi sürecini yaşayacağız. Ziya SELÇUK daha önce bu sistemin
içinde talim terbiye kurulu başkanı olarak da bulundu. Bulunduğu dönemde eğitim
müfredatının yenilenmesine yönelik çalışmalar yapılmaya başlanmıştı ancak kısa
süre sonra görevini bıraktı. Müfredata yönelik yapılanlar da bir bakıma olduğu
yerde kaldı. Şimdi sistemin en tepesine oturarak bir bakıma oldukça güçlü bir
konuma gelmiş oluyor. Geldiği günden itibaren de 2023 Eğitim Vizyonuna yönelik
çalışmalara başladı. Bu çerçevede 2018’den 2023’e kadar sürecek yaklaşık beş
yıllık bir döneme yönelik bir plan hazırlanmış bulunuyor. Bu plana bakıldığında
eğitime dair pek çok alana yönelik hedefler belirlendiği, bu hedeflere ulaşmaya
yönelik zaman ve faaliyet planlarının yapıldığı görülüyor. Plana yönelik
tanıtım konuşmalarında bakan beyin çok farklı alan, kişi ve birimlerin
koordinesini gerektiren bir sürecin işletilmesi gerekliliğinden söz edildiği
görülüyor. Bu durum genel yönetim kültürümüzün geçmişine, geleneklerine ve
uygulamalarına bakınca ümitvar olmayı zorlaştırıyor. Zira planlama tarihimize
bakıldığında hedeflere etkin bir şekilde ulaşmanın her dönemde sekteye
uğradığına şahit olmaktayız. Farklı alan, birim ve kişilerin koordinesini
gerektiren bir durumda bu konu çok daha fazla zorlaşıyor. Eğitim sisteminde alınan
kararların hayata geçmesini sağlayacak etkin bir kontrol sisteminin olmaması
nedeniyle genelde yazılanlar dosyada, kağıt üzerinde kalıyor. Alınan kararların
gereklerine ilişkin somut göstergeler bulunmuyor. Bu nedenle ülke çapında sınav
benzeri değerlendirme araçları olmadığı sürece kağıt üzerindeki verilerden
hareketle yapılan değerlendirmeler her zaman yanıltıcı oluyor. Herkes kağıt
üzerinde işlerin iyi, güzel, plana ve hedefe uygun gittiğini iddia ediyor,
yazıyor veya kabul ediyor. Bu genel kabulün gerçekliği ancak yapılan genel
sınav veya objektif değerlendirmelerle ortaya çıkabiliyor. Eğitim sistemi
içinde değerlendirme yapmaya imkan veren ortaokul ve lise sonu sınavları
dışında başka veri sağlayan bir değerlendirme aracı olmaması nedeniyle eğitime dair
etkin bir değerlendirme yapılamıyor. Bu sınavların dışında kalan kurum, kuruluş
ve birimlere ilişkin değerlendirme yapılamıyor.
2023 Vizyon Belgesi bu yönüyle değerlendirildiğinde
eğitim sistemine dair tüm alanların kapsanmadığı söylenebilir. Bakanlık merkez
ve taşra teşkilatı birimleri başta olmak üzere eğitim öğretim faaliyetlerinin
üretiminin yapıldığı okul ve kademeler dışındaki alan ve kurumlara ya hiç
değinilmediği ya da kıyısından köşesinden geçilerek kısmen değinildiği
görülmektedir. Konulan hedeflere bakıldığında sistemin genel olarak
yapılanmasından ziyade eğitim öğretim faaliyetlerine veya bu tür faaliyetlerin
yürütüldüğü kurumlara yönelik hedefler belirlenmeye çalışıldığı görülmektedir. Eğitim
sisteminin genel anlamda yönetiminde etkin olan birimlere yönelik bir hedef
konulmasından kaçınıldığı gibi bir izlenim oluşmaktadır. Vizyon belgesi bir
yönüyle öğretmen, öğrenci ve okulu merkeze alan bir yaklaşımla hazırlanmış gibi
görünmektedir. Eğitim sistemini bütün olarak ele almadan sadece sistemin bir
yönünü ele alarak sistemde sorunların çözülebilmesi çok da mümkün
görünmemektedir. Eğitim faaliyetleri sadece okul, öğrenci ve öğretmen
etkileşimini içermez. Bu etkileşimi de içine alarak daha büyük bir ilişkiler
ağını kapsar. Bu nedenle hedef belirlerken eklektik bir bakış açısından ziyade sistemin
tümünü düşünerek hareket etmek çok daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.
Vizyon belgesinde var olan hedeflere bakıldığında
tümünün değerlendirmesini bir yazı sınırlarına sığdırabilmek oldukça güç ancak
genel anlamda bir değerlendirme yapılacak olursa sistemin tümünü ele almaktan
uzak olduğu şeklinde bir değerlendirme yapılabilir. Bu yazıda sadece teftiş ve
rehberliğe yönelik hedefler üzerinde odaklanılarak bir değerlendirme yapılmaya
çalışılacaktır.
Vizyon belgesinde Teftiş ve Kurumsal Rehberlik
Hizmetleri başlığı altında yapılacaklar üzerinde durulurken dört hedef
konulduğu görülmektedir. Teftiş ve Kurumsal Rehberlik Hizmetleri başlığı eğitim
sisteminin genel denetiminden ziyade eğitim öğretim kurumlarına yönelik teftiş
ve rehberlik sürecinin yapılandırmasını hedeflemektedir. Bu yaklaşım genel
yönetim sistemi içinde bir denetim işlevinden çok okul ve kurumların işleyişine
yönelik teftiş ve rehberlik faaliyetini önceleyen bir yaklaşımın benimsendiğini
göstermektedir.
Yönetim bilimi çağımızda herkes tarafından kabul
edilen bir çalışma alanıdır. Bilimsel yönetim anlayışı içinde yönetimi bir
bilim olarak kabul etmeme gibi bir yaklaşım artık çok gerilerde kalmıştır.
Yönetim bilimi alanında yönetim fonksiyonları içinde denetim en can alıcı öneme
sahip bir fonksiyon olarak olmazsa olmaz bir fonksiyon/işlevdir. Denetim ve
teftiş kavramları üzerinde hala uzlaşılmış kavramlar değildir. Bununla birlikte
aynı anlamda kullanılıyor denilse dahi vizyon belgesinde sadece okul ve
kurumlara yönelik hedef belirlenmesi de yine sınırlı bir yaklaşımdır. Vizyon
belgesindeki teftişe yönelik bir ana hedeften ziyade rehberlik odaklı bir
teftiş anlayışının vurgulanması daha da sınırlı bir teftiş işlevi üretilmeye çalışıldığı
izlenimi vermektedir. Yönetimin işlevi olan denetim/teftiş işlevi yerine okula
yönelik bir rehberlik işlevi denetim/teftişten beklenen verimi, istenen sonucu
vermekten uzak olacaktır. Rehberlik
odaklı bir teftiş sistemi sınırlı bir etkiye sahip bir işlevin oluşmasına neden
olacaktır.
Rehberlik kavramı ile denetim/teftiş kavramlarının
ilişkisi üzerinde de durmak gerekmektedir. Denetim/teftiş kavramı rehberlik
faaliyetlerini de içine alan daha geniş bir kavramdır. Rehberlik faaliyetlerini
ön plana çıkararak oluşturulacak bir teftiş/denetim yapısı sınırlandırılmış bir
yapı ortaya çıkarır. Rehberlik faaliyetlerinde iki taraflı, gönüllü, ihtiyaç
halinde isteğe bağlı bir danışmanlık süreci söz konusu iken denetim/teftiş
faaliyetlerinde işin yapılış sürecine ilişkin gözlem ve değerlendirmeyi de içeren
bazen tek taraflı, gönülsüz ve sorgulayıcı süreçler de söz konusudur. Eğitim
sistemi içinde denetim/teftiş faaliyetlerini sadece rehberlik çerçevesinde ele
almak ne kadar yanlış ise sadece sorgulama çerçevesinde almak da o kadar
yanlıştır. Bu iki işlev de dengeli olarak kullanılması gerekmektedir. Bu
çerçevede bu hizmetler yapılandırılırken bu dengenin göz önünde bulundurulması
gerekir.
Yönetim faaliyetleri kurumların işleyiş amaçlarını
gerçekleştirmeyi üzerine alırken çok çeşitli alt işlevleri kullanır. Eğitim
yönetiminde belirlenen hedeflere ulaşma süreci insan merkezli bir yaklaşımla
mümkün olmakla birlikte sistem içinde çok farklı tipte insan ilişkileri ve
insan tipleri vardır. Bu nedenle tek tip yönetim ve yönetime bağlı alt
sistemler yapılandırmak yerine durumsal yaklaşımı dikkate alacak çok çeşitli
esnek yapılar oluşturulması gerekmektedir. Bu esnek yapılar oluşturulurken bir
işlevi öncelemek yerine tüm işlevlere dengeli bir şekilde yer vermek gerekiyor.
Bu nedenle denetim/teftiş sistemi de aynı yaklaşımla yapılandırılmalıdır. Denetim/teftiş
sistemi yapılandırılırken okul merkezli rehberlik faaliyetlerinin düşünülmesi
denetim/teftişi okulla sınırlı bir işleve dönüştürecektir. Bunun yerine okula
etki eden tüm sistemin denetim/teftiş işlevinin çalışma alanına dahil edecek
bir yapılandırmaya gidilmesi daha doğru bir yapı olacaktır. Denetim/teftişi
sadece okullarla sınırlamak yönetim biliminin işleyiş mantığına da
uymamaktadır.
Ali Hikmet Demir
ahdemir35@gmail.com
